Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)

Bir Adım Sus! Vazgeçmek için öyle uzun bir gece ki...Tutunmuşken sesine; düşmek kadar yaralı, düş kadar yalan!Başa dönmenin tutar yanı yok, devam etmenin geleceği...Vazgeçmenin eteği örttü gecemizi.Açarsak gözlerimizi, biri ölecek!Kapattıkça ağlıyorum!"Ya ben" diyemeyeceğim kadar suçluyum bu gece...Bitmez vicdan hesabımda ağlıyorsam, hayvanlığımdan! Vazgeçmenin mümkünlüğü, bir kadının korkusunda.Kendi korkusuzluğumda erdemsiz bir duruş, şeytansı bir inat!İnsan olmanın sihrini, bir aşkla bozmuşum; haberim yok!Çocuk gülüşüm sinsiliğimin maskesi, anlamlı kelimelerim hilelerimin kılıfıymış; haberim yok!Vazgeçmeden de yaşanabilseydi bu sevda!Hak yemeden haklıca, kural yıkmadan legalce Ve boynumuza vebal almadan helalce... Vazgeçmenin öncesinde, vazgeçilmenin içindeyim!Sen bir adım sus, ben koşar adım susarım.Konuşmadan yaşarım, ölüm sessizliğimi! ."Kahraman Tazeoğlu"

SEVDAYA VE HAYATA ADANMIŞ NE VARSA

Kasım 2007 tarihli yazilar Kasım 2007 tarihli diger ogeler resimler , videolar

Ihlamurlar çiçek açtığı zaman

Dilimde sabah keyfiyle yeni bir ümit türküsü
Kar yağmış dağlara , bozulmamış örtüsü
Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
 

Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
Dağlar çivilendikleri yerlerde çürümeden
Bebekler hayta hayta yürümeden
Geleceğim diyorum ,geleceğim sana
Ne olur kesin bir takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
 

Beklesen de olur , beklemesen de
Ben bir gökkuruşum sırmalı kesende
Gecesi çok süren karlar buzlar ülkesinde
Hangi ses yürekten çağırırsa seni bana
Geleceğim diyorum,takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
 

Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi
Sevda duvarımı aştım, sendeki bu tılsım neydi?
Başka gezegende de olsan dönüşüm hep sana
Kesin bir gün belirtmem, ne olur takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
 

Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
Yaralarıma en acı tütünleri saracağım ben
Yeter ki bir çağır çiçeklendiğin yerden
Gemileri yaksalarda geleceğim sana
On iki ayın birisinde,kesin takvim sorma bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
 

Bak işte notalar karıştı ,ezgiler muhalif
Hava kurşun gibi ağır, yağmur arsız
Ey benim yeni alfabemdeki kadim elif
Ne güzellik ,ne tad var baharsız
Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
Geleceğim diyorum biraz mühlet tanı bana
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
 

Ihlamur çiçek açtığı zaman
Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
Kimseye uğramam ben sana uğramadan
Kavlime sadığım ,sadığım sana
Takvim sorup hudut çizdirme bana
Ben sana çiçeklerle geleceğim
Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
 

Bahattin KARAKOÇ  

-Ne zaman sorusuna cevaben-

Gitmek Gerek Bazen

Gitmek gerek bazen.Her şeyi bırakıp fütürsuzca kaçmak gerek.Toparlanmadan, Bir şeyi yerinden kaldırmadan,çayından son yudum almadan çekip gitmek gerek.Yağmur yağarken çıkmak gerek yola.Islak kaldırımlarda çırpınan sulara aldırmadan, büyük bir kuşkuyla, en güzel korkuyla koşmak gerek.

Gitmek gerek bazen.Hiç olmamışları olmayacakları düşünmeden, bir güvercin havalanması gibi, özgürlüğün peşine düşmek gerek.Koşmak, Koşmak; yoruluncaya kadar, çatlayıncaya kadar, anılardan kurtuluncaya kadar.

Gitmek gerek bazen.Elinden tutup kaderin, karanlığın içinden seçmek lazım tüm beyazları.Yeniden bir doğuş lazım güneş gibi.Aşk bedenimi ısıtıncaya kadar, bütün ayrılık defterini yakmak lazım.Dağlarımda akan çağlayan gibi, büyük bir hızla akmak lazım geceye.Geceyi yürüyecek bir mülteci lazım.

Gitmek lazım bazen.Acılar dilini sivriltsin üzerime.Yol kenarlarında gördüğüm papatyalar bir aşk falı baksın, içinden buz gibi bir yalnızlık çıksın.Ellerimi, yüreğimi üşütsün ne çıkar.Yerim yurdum olmasın, tüm kapılar, tüm perdeler kapansın suratıma.Bir kaldırım köşesi yeter mutluluğuma.

fatih kara

Kanadı Kırık Sevda

Yine başladı geceyi yok etmeye yeni gün.Acımasızca büküyor boynunu.Gece farkettirmeden bitmiş meğer.Acılarım toprağa serilecek yine.Seni özleyişim bir gün daha artacak ne çıkar.Deli gibi esecek lodos kanadı kırılacak bir kuşun yine.

 

Penceremin perdesini aralıyor bir elim.Dışarda bir telaş.Rahmet bereketiyle gelecek birazdan.Bir parça deniz gözlerimin önünde suyunu çırpıyor bir çarşaf gibi.Gökyüzünde özgürlüğe giden bir yaralı kuş,şehrin en görkemli yerinde oturacak kimseye aldırış etmeden.

Önce uzaklardan gelen bir kızgınlık sesi.Yağmurun yaralı yüreğini hoplatıyor.Şehir tüm sessizliğiyle bekliyor bu anı.İlk damla toprağın kalbine,ikincisi küçük bir çocuğun masum yanağına ve üçüncüsü hayal ettiğim gözlerine.Bir esintiyle büyük bir coşkuyla atıyor kendini buluttan aşağıya.

 

Gidişin böyle görkemli bir eylenceyle kutlanıyor benim şehrimde.Elimden kayıveriyor araladığım perde.Kayıveriyor bir yaşam.Bir tiyatronun son perdesi kapanır gibi kapanıyor sevdanın perdesi; evimin en ücra köşesinde.

 

Gözlerim birazdan uykuya dalacak, bir kuşun yüreğine benzeyen korkuyla.Belki seni görürüm umuduyla rüyamda, bir heyecan başlayacak bende.Bir kuşun yaralı kanadı uçuracak beni hayal ülkesine.Uyandığımda yine gece, gecenin içinde sevdam, sevdamın üzerinde tarifsiz bir acı duruyor olacak.Ne kalktığımda yatağımdan sen gelmiş olacaksın, ne de acım bitmiş olacak.Daha da delirecek, eriyip gideceğim kendi gözlerimin önünde.

fatih kara

                        Bir acı uyku seyri bile unutturmuyor seni bana

 

Bir garip yolcu

Sen benim içimde açan bir güldün.Nefretin filizleniyor şimdi.Bir hercai diken gibi saplıyor tüm hançerini karalıklara.Yollar geri dönüyor şimdi.Karadeniz bir aleve dönüşüyor ben giderken.Keskin kayalar kırıyor kemiklerini taşların.Yağmur arsız yağıyor şimdi.Yağmur gözyaşlarıyla ıslatırken karanlıkları, Fatsa da akşam oluyor şimdi.

Öyle habersiz geldim ki sana.Rüyalar tamamlanmadan, giyinip kuşanmadan, gülüp ağlamadan dikildim karşına bir dağ rüzgarı edasıyla.Nefes nefese kaldın ağır bir hasta gibi.Fatsa bir cehennem gibi açtı kapılarını ardına kadar, itti beni dev alevlerin içine.

Adını aklımda tuttuğum bu şehir,kimsesiz bir çocuk gibi bakıyordu gözlerime.Yıllarca uğranmamış bir şehir bir anne yüreğiyle uğurluyordu beni yağmur eşliğinde.Gidiyorum başıboş kendimi rüzgara emanet etmişçesine, uçsuz bir karanlığa.Savuruyor ayaklarımı acımadan ıslak kaldırımlara.

Özleyeceğim şimdi seni tükenircesine.Dönmesin asla ayaklarım geriye.Dağlar çoktan aşıldı.Üstünde ayak izlerim duruyor bir bir.Çamurlu bir yol, puslu bir hava koşarcasına nasıl geçilir? Gidiyorum şimdi, ilk değil bu yalnızlık.Kafam ellerimin arasında ve gözlerim kapalı.Geride bıraktığım o koca şehrin yaralı yüreğine sonkez bakıyorum.Bir rüya belki bir diriliş başlıyor ıslak yamalı kaldırımlarda.

Dönüyorum büyüdüğüm topraklara.Yanımda bir heybe.İçinde senin için topladığım bir demet kır çiçeği, dudağımda yanık bir türkü, Yüreğimde yarım kalan bir öykü.Bütün dualarımla, yalanlarımla, bir türlü yakamadığım son sigaramla geldiğim gibi gidiyorum bu şehirden.Mahrumum şimdi son nefesimden.  

fatih kara 

Şimdi sen kara bir kuşkusun!Kalabalık şehrin yitiklerinde,mavi ellerini de siyaha boyuyorum,öylece kalıyorsun kendi cehenneminde..

SİYAH GÖZLERİNE BENİ DE GÖTÜR

Daha dokunmadan kurudu irem
çöllere bir türlü yağamıyorum
yeni bir koşunun başlangıcında
biraz deprem sonrası
biraz şehir hülyası
bir kalp yangınından geriye kalan
siyah gözlerine beni de götür
artık bu yerlere sığamıyorum.

Pembe uçurtmalar yolladığından beri
sarardı tiryaki menekşeleri
sonbaharın tozlu kafeslerinde
sevgi turnaları yakalıyorum
turnalar gidiyor;ben kalıyorum
avareyim,asudeyim,yorgunum
bilmiyorum neden sana vurgunum
Erzurum garında banklar üstünde
uyku tutmuyor karanlıkları
yitik düşlerimi kovalıyorum
gölgeler gidiyor;ben kalıyorum.

Binbir türlü kokuyorsa yaylalar
siyah gözlerine beni de götür
baharın koynundan koparıp sana
ipek bir mendile sardığım yüreğimle
şehzade gülleri gönderiyorum
umutlar kalıyor;ben gidiyorum.

Bütün yelkenlileri,deniz fenerlerini
kaptanları sorgulayan
yanından geçen küheylanların
korku tufanına yakalandığı
siyah gözlerine beni de götür
güneş ülkesinden gelen yiğitler
benzeri olmayan bir dünya kursun
cellat,ayrılığın boynunu vursun.

Usul usul intizarı çürüten
bu hercai diken,bu çılgın arzu
sürüklüyor imkansız muştuların
eşiğine gönül vadilerini
bir ağaçtan düşen yapraklar gibi
düşüyorum tanyerine
ya topla yaralı kırlangıçları
ya da bu vefasız şarkıyı bitir
özgürlüğe giden tutsaklar gibi
siyah gözlerine beni de götür.

nurullah genç

              Sensiz kalan bu şehri yakmayı çok istedim..

Image Hosted by ImageShack.us