Yalnızlığın Kabadayısı
Dili susamış bir şairim
Birazdan yağmur değer gözlerime
Ayaklarım ölümün perçeminde
Soğuktan donmuş gibiyim
Sen kırmızı şalına boynuna sarıyorsun
Bir ayrılık belasını içime atıp
Gidiyorsun
Gelirken bütün ölümleri geride bıraktın
Geçtiğin her yerde ayak izlerin
Bir eşkiyanın serseri gülüşüyle sana baktım
Attığın her zehirli kurşunda
Ölüm tufanına yakalandım
Yüreğime değene kadar sevdan
Yalnızlığın en yiğit kabadayısıydım
Şimdi unutuldum en büyük düşlerde
Dağıldım özenle dizdiğim tespih gibi
Ne hoş gelmişim ne veda etmişim meğer
Bu şehrin girişlerinde
Gelen sen değil yalnızlıkmış
Duyduğum aşk değil yalanmış
Avucumda sakladığım bir canım kalmış
Gecenin ayağına kapanıp yalvardım
Derin uykulardan uyanıp ağladım
Gelmedin
Uzandım semaya ne varsa topladım
Ayı, Güneşi, Yıldızları, düşlerimi..
Ne varsa topladım.
Gelmedin.
Ben yalnızlığın kabadayısı
Mahallenin yiğit adamı
Sevdası için yanıp kavrulan
Şimdi aşkını kurşuna dizip
Kurşundan tespih yapıyorum geceleri
Sevdayı sallıyorum parmağımda
Düşmanın en azılısını yüreğimde
Derdin en büyüğünü belimde taşıyorum
Bir limana yelken açıp
Senin şerefine semaya sıkıyorum.
fatih kara
İlgili yazılar
|
|
